Doğum sonrası anne psikolojisi; hormonların , duyguların ve annelik rolünün iç içe geçtiği duygu dolu bir adapte olma sürecidir. Hamilelik dönemi boyunca yaşanan merak, heyecan, korku ve endişe duyguları doğumla birlikte son bulur. Doğumdan sonra yerini bambaşka duygular alır. Bu duygular; mutluluk, rahatlama ve bebeğini sahiplenme hissi olarak sıralanabilir. Doğum sonrası anne psikolojisinde, bütün bu duygular dışında içinde henüz konumlandıramadığın karmaşık duygular da yaşanır. Bu yazıda doğumdan sonra yaşanan duygusal değişimleri ve bu değişimlere iyi gelecek ipuçları bulacaksınız.
Kadınlar için anne olmak hayatın en mucizevi deneyimlerinden biridir. Çünkü doğum, sadece bir bebeğin dünyaya gelmesi demek değildir. Aynı zamanda bir kadının ‘ANNE’ olarak yeniden doğduğu çok derin bir olaydır. Dokuz ay boyunca içinde büyüttüğün o minik kalp artık senin kollarındadır. Onu tüm benliğinle hissedersin. O atan minicik kalp artık hayatının merkezi olmuştur. Bu da hayattaki önceliklerinin değiştiği anlamına geliyor. Artık her yerde her vakitte ilk önceliğin bebeğindir.
Doğumdan Sonra Duygular Neden Bu Kadar Yoğun Yaşanır?
Hamilelik boyunca annenin vücudu muazzam bir dönüşüm geçirir. Hormonlar uyum içinde çalışırken annenin ruh hali de bu çalışmaya ayak uydurur. Bu yüzden hamilelikte duygu değişimi çok çabuk yaşanır. Doğum gerçekleşince hormonların bazıları eski haline dönmeye çalışır. Östrojen ve progesteron seviyelerinin hızla düşmesi duygusal dalgalanmaları tetikler. Bu ani değişim süreci içinde duyguları yoğun yaşarız. Gülünce birden kendimizi ağlarken buluruz ya da birden öfkeleniriz bunların sebebi hormonların değişimidir.
Annenin doğumdan sonraki uyku düzeni de değişir. Çünkü hamilelikte rahat uyku pozisyonu bulmak zordur ve uyumak problemdir. Doğumla birlikte vücut hafifler. Vücudun bu değişime ayak uydurması zaman alır. Zamanla annenin sosyal çevresi de değişir.
Doğumdan sonra anne psikolojisi çok tuhaf ve karışıktı. Birçok anne ilk haftalarda ani ağlama krizleri, endişe, yorgunluk hatta huzursuzluk hissedebiliyor. Merak etme, yalnız değilsin. Bu durumu çoğu anne yaşıyor ve aynı yollardan geçiyor. Bu sürecin adı halk arasında bilinen adıyla lohusalık hüznüdür. Genellikle birkaç hafta içinde kendiliğinden geçiyor.

Doğum Sonrası Depresyonu
Bazı durumlarda bu duygusal iniş çıkışlar beklenenden uzun sürebiliyor. Eğer doğumdan sonra iki haftadan fazla süredir:
- Sürekli üzgün hissediyorsan, ani ağlama krizleri yaşıyorsan,
- Bebeğinle bağ kurmakta zorlanıyorsan, huzursuzluk hissi ağır basıyorsa,
- Uyku ya da iştahında büyük değişiklikler varsa,
- Suçluluk veya yetersizlik duyguların yoğunlaştıysa,
- Kendine karşı güvensizlik yaşıyorsan,
bu durum doğum sonrası depresyon olabilir. Bu durumu yaşıyorsan utanılacak bir şey olmadığını bil. Bu durum, binlerce annenin yaşadığı ve tedavi edilebilir bir süreçtir. En önemlisi de yakınlarından yardım istemekten çekinme. En çok da bu durumda yardım eli uzatanları geri çevirmeyin. Bu konudaki bir uzmana danışman senin ve bebeğin için büyük bir adım olur.
Ruhuna Şefkat Göster
Doğumdan sonra herkes bebeğinle ilgilenirken senin de ilgiye ve desteğe ihtiyacın olduğunu unutma. Kendini ihmal edersen durumu zorlaştırırsın ve yıpranırsın.
Lohusalık dönemini daha huzurlu geçirmen için birkaç önerim var:
-
Kendini suçlama: Her annenin hikâyesi farklıdır. Mükemmel olmaya çalışma. Yeterince iyi bir anne olman zaten harika bir şey.
-
Küçük molalar ver: Bebeğin uyurken 5 dakikalık sessizlik bile ruhuna iyi gelir. Kendine vakit ayırmayı ihmal etme. Düzenli ve dengeli beslenmek enerji seviyesini korur.
-
️ Duygularını paylaş: Eşinle, ailenle ya da arkadaşlarınla konuş gerektiğinde dertleş. Mutluluklar paylaştıkça çoğalır. Dertler ve acılar paylaştıkça hafifler.
-
Ruhunu besle: Hafif egzersizler yap. Arada minik yürüyüşler hormon dengeni destekler. Kitap okumak, müzik dinlemek, meditasyon yapmak gibi küçük aktiviteler ruh halini dengeler.
-
Yardım kabul et: Bazen birinin senin yerine bir kaç saatlik bebek bakımı yapması senin için çok iyi bir dinlenme fırsatı olur. Yardım istemek seni güçsüz değil bilinçli yapar. Çabuk toparlanmanı sağlar. Günlük işleri paylaşmak, hem fiziksel yükünü hem psikolojik yükünü hafifletir.
NOT:
-
Bol su içmek hem annelik sürecini hem süt üretimini destekler.
-
Bebeğinizin bakımını üstlenirken kısa molalar verin. Mükemmel olmana gerek yok kendin ol yeter ve her şeyi akışına bırak.
- Bebeğinle bol bol vakit geçir ona sarıl ve onu kokla sana iyi gelecektir.
Unutma, bebeğin için senin ruhen iyi olman da anne sütü kadar değerlidir. Kendine iyi bak, çünkü sen iyi olursan bebeğin de iyi olur.
Son Söz: Her Anne Bir Kahramandır
Anne olmak demek; çoğu zaman kendinden taviz vermek demektir. Bebeğin için güçlü ve sabırlı durmak demektir. Yeri gelince sabaha kadar uyanık kalmak fedakâr olmak demektir. Ama en önemlisi de bebeğini yürekten sevmek demektir. Ona sevgiyi ve güveni fazlasıyla hissettirmek demektir.
Sanmayın ki annelik sadece bebeğin kişisel bakımından ibarettir. Sanmayın ki annelik sadece doğurmaktır. Her doğuran gerçekten anne olabilseydi sevgisiz büyüyen hiç bir çocuk kalmazdı hayatta. Demek istediğim çocukların en önemli ihtiyacı olan sevgiyi doğru zamanda almaları gerektiğidir.
Doğumdan sonraki dönem, bir annenin yeniden kendini keşfettiği bir yolculuktur. Annelik zaman zaman zorlayıcı olsa da döktüğün her gözyaşının hakkını veren bir yolculuktur. Anne olmadan önce bir kadın olarak güçlüydün çoğu şeyin altından tek başına kalkıyordun. Anne olduktan sonra ise çok güçlü, sabırlı ve fedakârsın. Aslında sen tek kelimeyle mükemmelsin. Sen çocuğun için harika bir kahramansın. Sevgiyle kal.

